Tiyatro Dergi Yazıları

BİR BABA HAMLET

6 Dakika okumak

İKİ KİŞİLİK GAYRET: KARŞINIZDA HAMLET

DENİZ ÜSTÜNGEL SÜER

Kim bir Shakespeare oyununda oynamak istemez…

Zeka onun kaleminin ucunda, akıl orada, sözcük uyumu orada, felsefe, psikoloji, hak orada, hukuk orada… Adeta bir Sosyal Bilimler Fakültesi… Rektörü o, dekanı o, öğretmeni o… Tüm bu kademeler arasında fikir ve amaç birliği var: Gerçekleri görmek, doğrudan, haklıdan, iyiden yana olmak…

Bazı ortamlarda Shakespeare’in bir kişi mi yoksa on kişinin ortak adı mı olduğu tartışılır durur. Akıl, fikir, şiir yüklü satırları izah etmek için konuşulur, böyle renkli fikirler ortaya atılır,yazılır…Bunun kaynağı, insan olarak onun üstünlüğü mü bizim eksikliklerimiz mi bilemiyorum.

Kim oynamaz onun oyunlarında diye söze başlamıştım. Dönemin giysileri içinde, o dönemin yaşam biçimini yansıtarak, şu zeka dolu cümleleri söylemek:

Sağlam insan, nasıl cenneti de verseler dinlemezse aşağılık cümbüşlerin çağırısını Çürük insan meleklerle sarmaş dolaş da olsa can atar iğrenç pisliklere…

İşte aynı bu düşünceyle, yazarın Hamlet oyununu oynamayı çok isteyen bir tiyatro sahibi ve oyuncusu, ekonomik sıkıntılarına karşın bu işe kalkışmıştır. Tüm oyunu iki kişi kısıtlı olanakları ile oynayacaktır.

Hamlet’i ve amcayı ve de kendine düşenler diğer rolleri oynayacak olan oyuncunun bir sıkıntısı vardır. Geri kalan rolleri oynayacak olan arkadaşı tür olarak müzikali sevmektedir. Eğer o da diğer arkadaşı gibi oyunu olduğu hali ile benimsese ortaya aslında müthiş başarılı bir oyun çıkacaktır! Her fırsatta seyircinin kulağına tanıdık gelen, hoşa giden, coşturan müzikleri, dansları yapmasa oyun belki de başarısı ile dilden dile dolaşacaktır.

Hamlet oynanırken seyircilere ekonomik sıkıntılarını hiç hissettirmez bu mini tiyatro grubu…Parasızlıktan aynı evde kaldıklarını, kıymalı makarna önerisi ile oyunu on beş dakika daha oynayabilme gücünü, önceden birikmiş borçları…

Ama sonuçta tiyatrodur ya da müzikaldir kendilerini ifade etme şekilleri… Bir baba sanat dalı… Bu yoldur bildikleri, sevdikleri… Yoksa tiyatro yapacak kadar kendine güvenen, akıllı, yetenekli bir kişi bilmez mi kısa yoldan nasıl köşe dönüleceğini… Tercihini emekten, sanattan yana kullanır.

Hamlet oynamak için sahnededir oyuncu, bu oyun bitecektir tüm olanaksızlıklara, rol arkadaşının şarkı ve danslarına, hatta birbirini öldürmesi gereken üç kişiyi de aynı kişinin oynama garipliğine karşın…

Danimarka’da geçen oyunda Prens Hamlet’in, amcasından, yani kral olan babasını öldürdükten sonra tahta geçen ve annesi Gertrude ile evlenen amcası Claudius’tan

nasıl intikam aldığını anlatılır.. Her zaman şaşırmışımdır her eser bir iki cümle ile anlatabilir. Bu cümlenin öznesi ile yüklemi arasındaki bölümü yazar bir kitap boyunca yazar…Kolay iş değil…

Dönelim bu oyuna..İşlevsel mini dekor nelere dönüşmez ki, düz bir yüzey olarak ve de ahşabın sıcaklığını taşıyarak duran dekor, yatak olur, pencere olur, oda olur, saray, disko bile olur…Tiyatrocuların ve tiyatro severlerin iç dünyası zengindir, o dekor onlara neler anlatmaz ki..

Ve seyirci de katılır oyuna…Oyundaki bazı kişilerinin hain olmak gibi, katil olmak gibi, hırsız olmak gibi ana özellikleri vardır. Haine hain, hırsıza hırsız, katile katil diyerek oyuna katılan seyirci görüneni rahatça dile getirebilmenin mutluluğunu yaşar… Kendini hain diye bağırırken bulur…Aaaa…Kendi sesi vardır…

16.yüzyıl Danimarka’sı bizim içinde yaşadığımız ülke şartlarından çok farklı olduğu için çok yabancılık çektik oyunu izlerken…Çünkü Danimarka’da eğitim, kültür, tarihi, ekonomik ve siyasi donanımı olmayan bir kişi pat diye ülkenin başına geçmiştir, evlenme vesilesi ile…Bu çok garip…Oysa eğitimin, kültürün , donanımlı olmanın çok önemsendiği bizim ülkemizde akrabalığın, ilişkilerin, tanıdık olmanın bir mevkiye gelebilmek için önemi yoktur. Sabah kalktığınızda pat diye bir mevkiye birinin geldiğini göremezsiniz…Basamaklar ağır ağır çıkılır…Fikren ve bilgi olarak olgunlaşılır. Doğanın kanunu gibi…Olmamış meyvayı yersen suratın ekşir…Niçin bu oyunu oynadıklarını anlayamadım doğrusu…Eğitim, tarihi bilgi, ekonomik donanım olmadan mevki olur mu? …Akıl alır gibi değil…

Bu uçuştan sonra oyunumuza geri konalım… Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu’ dan söz edelim. Arka Sokaklar dizisi ile çok benimsenen ve bu dizide tam rahmetli olacakken seyircinin isyanı üzerine yaşama dönen Şevket Çoruh’u sahnede ilk kez görmeme rağmen her bölümü üçer kez seyrettiğim 400 bölüm civarında çekilmiş Arka sokaklar nedeniyle, diğer seyirciler gibi akrabamız İzmir’e gelmiş duygusuna kapıldım…Sahnede de başarılı olan değerli oyuncuya yeni açtığı Baba Sahne’nin ona mutluluk getirmesini, her tiyatrocunun tahmin edebileceği gibi, bir salon sahibi olmanın getireceği ekonomik zorlukların onu zorlamamasını dileriz.

Shakespeare’in Hamlet’inin, Sebastian Seidel’in Hamlet’ine oradan Bir baba Hamlet’e yani tam bizlik olmasına dönüşmesi aşamasındaki koşuşturmada, tiyatronun olanaklarını ve çalışma şeklini seyirci de gözlemledi, hissetti…Oyuncunun telaşı, kostüm değişimi, dekorların çok yönlü kullanımı, seyirci oyuncu iletişimi. Bu da seyircilerin tiyatrodan bir miktar tiyatro tozu yutmuş gibi çıkmasını sağladı.

İki noktadaki düşüncemi belirtsem acaba oyunculara yardımım olur mu?: Şevket Çoruh’ un ‘oyun içinde oyun’ şeklindeki Hamlet’i oynamaya çalışırken arkadaşının yarattığı aksaklıklarda on beş dakikada bir “Ne yapıyorsun metne dön, düzgün oyna” gibi biraz uzun süren uyarıları az sözle, sıkıntısını yansıtan hareket ya da mimikle yapmasının daha iyi sonuç vereceğini düşünüyorum. Çünkü bu sözleri söylerken oyundan kopuyor gibi…

İkincisi de Ophelia’nın babasının ölüm sahnesindeki ağıtın komediyi birden farklı bir boyuta çektiğini söylemek isterim. Gerçekten bir ağıt, bir üzüntü havası yaratıyor.

İki kişilik oyunun, oyun hareketliyse ve hele de bu oyundaki gibi canını dişine takmış bir halde oynayan oyuncuları varsa pek kolay bir iş olmadığı söylenebilir. Seyrederken ben yoruldum. Ertesi gün dinlendim…Ne de olsa meslektaşlarımız…

Murat Akkoyunlu…Biraz daha kendini geliştirirse Örümcek Adam filmini film hileleri olmadan oynayabilir. Kılıktan kılığa giriyor. Sahnenin her bir santimetre karesi ile ilgili hatıraları vardır sanırım. Duvarlarla, tavanla, tabanla…Bedenini çok iyi kullanıyor. Oyunda top olup zıplamayacağına kimse garanti veremez. Bizi çok güldürdü…Teşekkürler…Eh bir müzikalde oynamak nasip olur umarım.

Komedi iyidir…Gerginlik yaratmadan düşündürür…Germeden fark ettirir. Eğlendiğiniz sırada, düşünürsünüz…Eğlendiğiniz sırada uyandırır…Tabii oyunun söyleyecek bir sözü var ise..

Karşıyaka Belediyesinin yaptığı Nazım Hikmet Heykelinin önünden geçerken ilk kez odaklandım şu söze ve düşündüm. Kısacası anladım. “Bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşcesine” Önce kim “özgürce düşünebiliyorum” der diye düşündüm. Kimsenin etkisi altında kalmadan, aile, akraba, iş arkadaşları, sosyal ortamlardaki arkadaşlar…Gerçekleri görüyorum ve doğru bilgilerle de donatıyorum kendimi…Öyleyse kimsenin aklına muhtaç kalmadan kendim yorumlayım olayları diye kim der? Kim der şimdi de cesurca bu düşüncemi paylaşayım? Ve en önemlisi.. Kim der düşüncem doğrultusunda bir adım da ben atayım?

Eğer her on kişide bir kişi bile olsaydı bu sayı “Bir Baba Hamlet” te oynayan arkadaşlarımızı özgür düşünmelerinden ve bunu ortaya koymalarından ötürü ayakta alkışlamazdık. Onları bizim yerimize konuşmaya ve üstün bir çaba göstermeye mecbur etmezdik.

 

Yazımı bitirirken Shakespeare’in ünlü 66.sonesinde bazı eksiltme ve çoğaltmalar yapayım hocalarım görmeden, sonra kaçayım:

 

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz

Ezilmiş, hor görülmüş el emeği göz nuru

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

Vazgeçme…

Vazgeçme halkından

Vazgeçme vatanından

Daha çok yapış doğruluğun ipine…

İlgili mesajlar
Tiyatro Dergi Yazıları

Cahide İzmir Devlet Tiyatrosu

6 Dakika okumak
TİYATRODA VE BEYAZ PERDEDE İYİ BİR SANATÇI: CAHİDE SONKU “Cahide-Bir Düş Gibi” oyunu İzmir Devlet Tiyatrosu sahnesinde izleyici ile buluşuyor. Tek kişilik…
Tiyatro Dergi Yazıları

TURGUT ÖZAKMAN’I ANIYORUZ

9 Dakika okumak
TURGUT ÖZAKMAN’I ANIYORUZ Deniz Üstüngel Süer Sevgili dayım ve mesleğimde ustam: Turgut Özakman Turgut Özakman’ın en önemli özelliğini⁹n insanlara, yaşama bakışındaki ciddiyet…
Tiyatro Dergi Yazıları

USTA SANATÇI JALE BİRSEL GENÇLERLE

7 Dakika okumak
DEĞERLİ OYUNCU JALE BİRSEL GENÇ TİYATROSEVERLERLE BAŞBAŞA 19.Agustos.2019 Deniz Üstüngel Süer Doksanikinci yaş pastasının mumlarını üflemiş, önündeki yıllar için planlar yapan usta…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

10 − 5 =